Psikolojik / Ruhsal Esneklik

Psikolojik / Ruhsal Esneklik

Psikolojik esneklik nedir?

Psikolojik esneklik, psikolojik dayanıklılığımızı ifade etmek için kullandığımız bir kavram. Psikolojik dayanıklılık ‘Ben çok dayanıklıyım, bana hiçbir şey olmaz’ demek değildir. Aksine, bana bir şey olabileceğini kabul etmek, bazen işlerin planladığımızın dışında gelişebileceğini ve böyle durumlara karşı esnek olmamız gerektiğini anlatan bir kavramdır.

 

Bireyler belirli bir psikolojik esneklikle mi doğar, yoksa zaman içinde mi esneklik kazanır?

Dünyaya geldiğimiz zaman sahip olduğumuz bilişsel dayanıklılık şimdikinden çok daha kuvvetli gibi gözüküyor. Korkularımızın, kaygılarımızın birçoğu henüz hafızamıza kaydedilmemiş durumda. Olaylarla baş ederken çok daha hızlı hareket ediyoruz. Örneğin kafasını masaya çarpan çocuk acısı geçtikten sonra oynamaya devam ediyor, bizim başımıza böyle bir şey gelse bütün gün söylenerek dolaşmaya devam edebiliriz. Tabii bu, esnekliği tamamen kaybettik demek değildir. Bunu bir kas egzersizi gibi de düşünebiliriz, bedenimizde ve zihnimizde esneklik kazanmamız mümkün.

 

Esnekliği hayatımızın hangi döneminde kazanabiliriz?

Bunun için hiçbir zaman geç değil. Ancak çocukluk çağı deneyimleri esneklik geliştirmek için tabii ki çok önemli. Bazı çocuklar bu konuda şanslılar. Şanssız ama şanslı çocuklar diyorum onlara. Zor yaşam koşullarında büyükleri için daha dayanıklı olabiliyorlar, ya da bilinçli yetiştikleri için. Hayat size sürekli mutlu olacağınız şeyler sunmazsa, bu aslında esnekliğimizin artmasında çok önemli.

 

Hasarlı bir çocukluk geçirmiş bireylerin psikolojisi daha esnektir diyebilir miyiz?

Aslında diyebiliriz. Zorlu yaşam koşullarında büyümüş çocuklar, olaylar karşısında daha esnek olabiliyorlar. Tabii önemli olan bu yaşanan zorlukları anlamlandırabilmiş olmak. Travma çözüldükten sonra ruhsal bir özgürlükten bahsedebiliriz ancak henüz çözümlenmemiş bir travma varsa özgürlük de henüz gelmemiştir.

 

Her kişinin esneklik eşiği farklı mıdır?

Eşik demeyelim. Esnekliği, duygusal alışkanlıklarımız, düşünce yapımız, davranış biçimlerimizle anlıyoruz. Bu beceriler de tabii ki her insanda farklı oluyor.  Çok alıngan bir kişinin baş etme becerileri alıngan olmayana göre daha farklıdır.

 

‘Geçmişten öğrenmek’ dediğiniz nedir?

Geçmiş olumlu ve olumsuz yaşam olaylarının önemi bugünümüz için bıraktıkları dersleridir. Neden sonuç bağlantılarını iyi kurmamız gerekiyor. Ne olunca ne oluyor? Ne olunca ne olmuyor? Kaygı, öfke gibi nahoş duyguların kalıcı hale gelmesinin birçoğu yanlış neden sonuç bağlantısı kurmamızdan kaynaklanıyor.

 

İyi olma sürecinde kişiler ne kadar kendiyle baş başa kalmalı, ne kadar insan içine karışmalı?

Kabul aşaması çok önemli. Gerçeği olduğu gibi kabul etme. Bu durumda başkalarının desteğini almak tabii çok önemli. Ancak bazı durumlarda kişi yaşadığı olumsuz durumu tek başına kalarak kabul etmek de isteyebilir.

 

Esneklik kazanma yolunda stratejiler nelerdir?

Esneklik öncelikle kişinin kendisiyle yaptığı iç konuşmaları fark etme aşamasıyla başlayabilir. Yıkıcı konuşmaları fark etmemiz gerekiyor. Kişinin kendini atıl durumda bırakan, zavallı ya da kaderci bir duruma sokan iç konuşmalarını, sürekli kendini ya da sürekli diğerlerini yanlış ya da kusurlu bulduğu konuşmalarını fark etmesi.

 

Önerebileceğiniz farklı bir strateji var mı?

Eğitimlerimizde bir çok stratejiden bahsediyoruz. Şu an mizah becerisinden bahsetmek istedim. Mizah becerisi, olaylara farklı açılardan ve yaratıcı çözümler üretecek şekilde bakabilmek için çok önemli. Çocukken ilk okuduğum kitaplar Aziz Nesin kitaplarıydı ve esnekliğimde bunun çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Sunay Akın, Ferhan Şensoy, Murat Menteş gibi Türk yazarları mizah becerisini geliştirmekte çok yardımcı olacaktır.

 

3 düşünce hatası diyorsunuz… Kişiselleştirme, genelleme, felaketleştirme… Nedir bunlar?

Genelleme kaygılı insanların en çok kullandığı düşünce hatası, felaketleştirme karamsar ve kaygılı kişilerde çok gördüğümüz düşünce biçimleri. Kişiselleştirme de kusurluluk inançları olan kişilerin en yaygın düşünce biçimleri. Bu düşüncelerin altında çocukluktan getirdiğimiz kökleşmiş inançlar yatıyor. Bir süre sonra tek doğru kabul ettiğimiz bu düşüncelerin dışına çıkamıyor ve olayları aynı perspektiften değerlendirdiğimiz için bakış açımızı değiştiremiyoruz.

 

Günümüzde bireysel sürdürülen hayatlar / bireysellik mutsuzluğumuzda daha mı tetikleyici rol oynuyor?

Bireysellikten kastımız sadece ben ve benim ihtiyaçlarım demekse bu tabii ki olumsuz bir yaklaşım. Bizlerin bu kadar iç içe şehirleşerek bir arada yaşamamızın bir manası var. Bizler tek başına yaşayabilen, türünü devam ettirebilen, kendini koruyabilen canlılar değiliz. Sevgiden aşktan önce ihtiyaçtan da sosyalleştik. Bu özümüzde var, unutmamamız gerekiyor. Sanki sadece sevgiden bir araya geliyormuşuz gibi düşünüyoruz ama gerçek bu değil. Ancak bireysellik insanın biricik ve otantik varlığını kabul etmesi açısından da çok önemlidir. Biz olabilmek ben olabilmenin bir sonucudur.

 

 

 

Madalyon Kurumsal Psikoloji Odaklı Eğitim Merkezi

Psikolog Hande Cesur
Biyografi

http://www.madalyonkurumsal.com/kadro-detay/11/psk.-hande-cesur

Video: 

https://www.youtube.com/watch?v=sgDlHqm5bhk