ABD’de Kurumlar Çalışanların Ruh Sağlığı ile İlgilenmeye Başlıyorlar!

ABD’de Kurumlar Çalışanların Ruh Sağlığı ile İlgilenmeye Başlıyorlar!

New York’un kalbi olan Manhattan’da güneşli bir öğleden sonra, saat akşamüzeri 5 civarı..Büyük bir kurumun konferans odasında yirmiye yakın çalışan toplanmış. Hiçbiri takım elbise ya da topuklu ayakkabı giymiyor. Hepsinin üzerine tişört, tayt, ya da eşofman gibi egzersiz kıyafetleri var. Spor ayakkabılarını çıkarmışlar, duvarın dibinde sıralanmışlar. Diğer çalışanlar meraklı gözlerle aralık olan kapıdan içeriyi gözetliyorlar. Bunun sıradan bir toplantı olmadığı çok belli. Bazıları iş yerinde yeni kıyafet uygulaması başladığını zannediyor, fakat durum çok farklı. Kurumun çalışanlara sunduğu yoga dersi başlamak üzere!

Ofis içinde yoga, meditasyon ya da masaj gibi uygulamalar, kurumların çalışanların kafasını boşaltmaları için sunduğu hizmetler olarak sıklıkla kullanılıyor. Güncel araştırmalar, iş stresinin, özel-iş hayatı dengesinin ve ruh sağlığının çalışanların verimliliği üzerinde büyük bir etkisi olduğunu göstermekte. ABD’de yapılan bir çalışmaya göre her 10 kişinden 8’inin işiyle ilgili strese girdiği görülmüş. Bu araştırmalar, kurumların harekete geçmesine sebep olmuş. 2012’de Buck Consultants adlı bir araştırma şirketinin yaptığı araştırmaya göre kurumların eğitim programlarını oluştururken birinci önceliği stres yönetimine verdiği ve kurumların % 61’inin Çalışan Destek Programı (Employee Assistance Programs – EAP) sunmaya başladığı görülmüş.

Bu yaklaşım, ABD’deki kurumlar için de oldukça yeni bir ufuk oluşturmaya başladı. Daha on yıl öncesine kadar ruh sağlığı kurum içinde çalışanların aralarında konuştuğu konuların arasında kesinlikle yer almıyordu. Buck Consultants’ın yönetim kurulu başkanı Paula Anderson bu durumu “Ruh sağlığı hakkında konuşmak, iş yerinde tabu olarak kabul edilirdi” diye açıklıyor.

Kurumların sunduğu sağlık sigortaları eskiden sadece doktor muayenesi ve ameliyat gibi durumları kapsıyordu, ama artık değişen bakış açısı ile ruh sağlığına da gereken önem verilmeye başlanıyor.

Özetle, ruhsal rahatsızlıklar insanın kendine odaklanmasına ve dikkatini işine vermesine engel oluyor. Taze ve üretken bir beyin, ruhsal olarak sağlıklı kişilerde bulunduğu için bu kişiler işlerinde daha da verimli çalışıyorlar.

Kurumlar ruh sağlığına yapılan yatırımın kendilerine olacak geri dönüşleriyle ilgili (Return of Investment – ROI) hala çalışmalarına devam ediyorlar. Ruh sağlığının işe yansıması fiziksel sağlığa göre daha uzun süre aldığı için yatırım geri dönüşüyle ilgili elle tutulur sonuçların görülmesi birkaç sene alabiliyor. Ancak ruh sağlığına önem verme bilinci oluşan kurumların kendilerine edindikleri felsefe aynen şöyle: “Çalışanların hem bedenine hem de ruhuna iyi bakın, onlar da işlerini en iyi şekilde yapsınlar!”

Biz de Madalyon Kurumsal olarak Türkiye’de birçok değerli kurumun kendilerine daha da değer katmaları ve üretkenliklerini arttırmaları için “Önce insan, önce ruh sağlığı” diyoruz!